terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»ÇİFT & EVLİLİK TERAPİLERİ


Evlilik terapisi ve aile terapisi günümüzde önemi gittikçe artan bir terapi yöntemidir.

Evli ya da değil çiftlerin sağlıklı bir ilişkiyi yürütebilmesinin temel koşulu ilişkileri hakkında konuşabilir olabilmeleridir. İletişimsizlik sağlıklı bir ilişkinin yürümesinde en büyük engeldir. Kökeni binlerce yıllık tecrübelere dayanan atasözlerimizden birinde de bu gerçek çok güzel ifade edilmiştir. “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa, koklaşa anlaşır.”

Konuşabilirlik süregelen çekişme ve gerginlik noktasında tartışmalı bir süreç halinde yaşanabilir. Bu problematik bir ilişki süreci özelliğidir. Tartışma konuları daha çok farkında olunan ya da farkındalık dışı kişisel görüş, uyum ve denge problemleri ile ilgili ortaya çıkmaktadır.

Duygusal aktarımda anlamışlık ve anlaşılmışlıkla ilgili olumsuz düşünceler yabancılaşma, sıkıntı, huzursuzluk, sevilmeme hisleri ortaya çıkmaktadır.

Sağlıklı bir ilişkideki iletişim, koşulsuz birlikteliklerini koruma çabası yerine, kendi kişilik özelliklerini yitirmeden, eleştiriden korkmadan, bireysel çıkarların korunarak, karşılıklı uyum gösterme isteğiyle iki ayrı ruhsal ve nesnel kişilikten ortak paydalarla birleşmiş bir sinerji yaratmaktadır.

İlişkinin iki kişilik olmanın ötesine geçerek iş, aile ve tüm çevreyle sosyal bir kimlik kazanması ilişkileri köklendirmektedir.

Evlilik terapisi ve çift terapilerinde, terapistin ilk hedefi evlilik yapısını ve çifti anlamaktır. Fonksiyonel ve çatışma penceresinden evliliğin yapılanması değerlendirilir. Bir ilişki sürecinde kişilerin kendi rol ve kimliklerini, diğeri vasıtasıyla yaratmaları ve yeniden şekillendirmeleri söz konusudur.

Çiftler arası çatışmanın temelinde ve sonrasında genellikle bir anksiyete mevcuttur. Bu çalkantı üç bacaklı bir saç ayağı gibi tariflenir. Çatışma, pazarlık/anlaşma ve güç dengesi bu üçgenin her bir noktasını oluşturur. Çatışma durumunda çiftler bu üçgende bir girdaba kapılmaktadırlar.

Eşler birlikteliklerinde hangi kurallara uyacaklarını değil, hangi kuralın kimin tarafından konulacağı konusunda hemfikir olmalıdırlar. Bu anlaşma tüm diğer kuralların temelini oluşturur. Evliliğin ilk günlerindeki hoşgörü ortamı zaman içinde kimin neyi ne ölçüde kontrol edeceği şeklinde bir güç savaşına girebilmektedir. Kural koymanın kurallarını oluşturmak bu dönemde ilişkiyi kurtarmaktadır. Kurallar bazen salt rasyonel olarak değil, jest ve mimiklerle de ifade edilebilir.

Bir evlilik veya ilişkide, eşlerden biri diğerinin istenmeyen davranışlarına sürekli göz yumduğunda, bu evlilik ve ilişki zorunlu bir tür döngüye girmekte bu da çatışma döngüsünü getirmektedir.
Yeni bir evlilikte, eşler arasındaki herhangi bir problemi farklılıklardan kaynaklanan bir zenginlik olarak kabul ederek ortak bir noktada ortak bir çözüm üretebilmeli, yani iletişim ve etkileşim kanalları açık tutulmalıdır.

Evlilik dinamik bir süreç olup, iki yabancının bir araya gelerek ortak bir paydada kendilerini yeniden tanımlamalarıdır. Bu süreçte kişiler daimi olarak başkalaşmaktadırlar. Burada temel kural hiçbir zaman kendi kimliğini sıfırlamamaktır. İlişki içindeki bağımlılık aynı zamanda bağımsızlığı da beraberinde getirmelidir.

Bir ilişki terapisinde terapist, çiftlerin arzu ve isteklerine karışamaz fakat ihtiyaçlarının ne olduğunun tayini noktasında fikir verir, yol gösterici olur. Terapi süreci terapist ve danışan olarak bir proje gibi değerlendirilmelidir. Projenin öncesi, tadilat süreci ve sonrası.

Çift terapilerinde değişik ekollere göre kognitif, sistematik ve eksperiyantal yaklaşımlar, eşlerin sorunlarına göre uygulanabilir.

Yeniden çerçevelenme, tanımlama, çapraz rol oynama teknikleriyle eşlerden her birinin, diğerinin bakış açısını yakalaması hedeflenmektedir.

Bazı çiftler, kendilerini ne birlikte yaşayabilir ne de ayrı kalabilir olarak tanımlamaktadırlar. İlişki sürekli bir dengesizlik halinde bulunmaktadır. Bu tür ilişki problemlerinde bilinçaltı çok yakın veya çok uzak olma korkuları vardır.Evlilik terapisi ile ilişkinizde dengeyi sağlayabilirsiniz.

Çok yakın olma korkuları, kişinin yakınlaştıkça zarar göreceği veya karşıya zarar vereceği, kimliğini ve benlik algısını kaybedeceği korkularından kaynaklanmaktadır.

Çok ayrı olma korkusu ise bunun tam tersi olup, uzaklaşıldığında zarar göreceği veya zarar vereceği korkularına dayanmaktadır. Bu kişilerde erken çocukluk döneminde ayrılma/bireyselleşme fazında bir eksiklik kalmıştır.

Evlilik terapisinde terapötik ilişkide evlilik terapistinin duruşu yansız olmalıdır. Çiftlerden herhangi birine taraf görünemez. Fakat olayları nasıl gördüğüyle ilgili saptamalarda bulunur. Terapi sürecinde bireyin kendisinin ve eşinin inanç sistemlerinin farklarının farkındalığına varması ve senin suçun yerine bizim suçumuz, bizim noksanlığımız diyerek bireysel sorumluluklarını almaları hedeflenir.

Sistemler teorisinde evlilik ve aile terapileri, basit insan problemlerinin kavramsallaştırıldığı, davranışın, semptomların gelişiminin ve çözümünün anlaşıldığı yeni bir yoldur. Sistem odaklı terapide, çiftlerin etkileşimi gözlenirken, niyetler yerine etkileri dikkate alınır.

Sistemlerden faydalanma, çiftlerin etkileşim yollarının anlaşılması ve modifikasyonu için bir avantajdır ve belli davranışlara ve bireylerarası ilişkilere odaklanmayı gerektirmektedir. Terapi boyunca terapist ve danışanlar, sürekli ilişkilerinin doğasını tartışmaktadırlar. Olaylarla mücadele edilirken aslında rollerle mücadele edilmektedir.

Değer yargıları elle tutulur somut materyaller değildir. Onlar sadece fikirler olup, olmazsa olmaz, sorgulanmaz tabular değildir, olmamalıdır. Değer yargılarını tartışmalı, tamamen değiştirmesek bile alternatif fikir ve eş mantıklar sunabilmek bile önemli bir adımdır.

Çift ilişkilerinde zihin okuma düşülen en büyük yanlışlardandır. Evlilik terapisinde bu durumu sıklıkla gözlemliyoruz.Evlilikteki bozuklukların temelinde bu zihin okuma mantığını bozarak karşılıklı iletişim ve söz, duygu birliğine girmek problemlerin çözümünde temel faktörlerdendir. Jest, mimik ve beden davranışları da sözel iletişim kadar önemli rol oynar.

Gerek aile terapisi, gerekse evlilik terapisinde aile mitleri de önemli bir konudur.Aile mitleri, inatçı aile kurallarının özel bir durumudur. Aile mitleri, aile içindeki rol ve ilişki yapısının ailenin tüm üyeleri tarafından paylaşılmış ve kanıksanmış inançlar olarak tanımlanmaktadır. Bu mitlerdeki sert ve direkt bir sorgulama çiftlerde terapiye direnç geliştirerek, tedavinin sürecinde kırılma ve kaçma yaratabilir. Bu açıdan evlilik terapisti yaklaşım dozunu iyi ayarlamalı, doğrudan yeni yapılandırma yerine gözlenebilen sorunlarla uğraşmalıdır. İleri ki safhalarda mitlerin kırılımı mümkündür.

Evlilik gibi boşanma ve evlilik dışı ilişkilerde konumuz dahilinde ve benzer özelliklere sahiptir. Evlilik terapisinde evlilik terapistinin görevi duruma bakmak ve çiftlerin istedikleri noktaya daha sorunsuz gelmelerini sağlamaktır. Bunun tek yolu boşanma değildir. Çift olarak evlilik terapisine katıldıklarında ilişkiler çok daha rahat izlenebilmekte, ilişkiye müdahale etme şansı artmaktadır. Bu tür özellikli durumların genelde diğer aile bireyleri ile paylaşılmaması önerilmektedir. Yine çocukları bu olaydan mümkün olduğunca uzak tutmak gereklidir.

Bu tür terapilerde çiftin ilişki bazında yeni bir ilişki yapısını benimseyerek yepyeni bir ilişki yapısına geçmeleri tedavinin özüdür. Temel yapıda değişikliğe gidilmeden ortadaki sorunlara müdahale eninde sonunda tekrarlanmaya mahkûmdur.

Antalya terapi merkezi olarak deneyimli ve uzman bir evlilik terapisti kadrosuyla Antalya'da terapi hizmeti vermekteyiz.Aile terapisi ve evlilik terapisinde güvenli hizmet için Antalya terapi merkezimizi seçebilirsiniz.

Antalya Terapi, Evlilik Terapisi Antalya, Psikoterapist Emine Filiz Uluhan.