terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



Tüm Kategoriler

»   Bütüncül Psikoterapi

Ruhsal rahatsızlıkların ilaçsız ve herhangi bir cerrahi müdahale olmadan psişik tedavisi psikoterapi olarak isimlendirilmektedir.

Psikoterapi terimi bilimsel çevrelerde çok farklı tanımlamalar alabilmektedir. Bazı otörler danışan ile hekim arasındaki her türlü psikolojik konuşma ve desteği psikoterapi olarak yorumlarken bazı otörler çok katı kurallarla disiplinize edilmiş, tamamen kalıplaşmış standartların dışına çıkmayan psikolojik yaklaşımları psikoterapi olarak sınıflandırırlar.  Bazı  düşünürlere göre ise hekim ile danışan arasındaki iletişim kendine özel bir psikoterapi olup herkesin özeli tek ve istisnadır.

Bilimsel olarak ele aldığımızda, psikoterapiyi, psikoterapötik etki yaratan her türlü bilgilendirme, eğitim, telkin, ikna, öğüt gibi yaklaşımlardan  ayırmak gerekir.

Psikoterapide hastalığın mutlaka bilimsel bir psikopatolojik bütünlük içinde yapılandırılarak belli bir plan dahilinde işlenmesi gerekmektedir.
Hipokrat’ın binlerce yıl önceki ‘’hastalık yok, hasta vardır’’ sözlerinin gerçekliğinde her insan kendine özel fizyolojik ve psikolojik bir işleyişi olan mükemmel bir varlıktır. Standardize edilmiş bir çok mekanik hastalıkta bile hastalığın seyri ve ilaca verilen yanıt çok farklılıklar gösterebilmektedir.
Çok karışık bir mekanizmaya sahip ve bir çok çevresel ve ruhsal etkileşime açık psişik yapımızı ise katı kurallara ve sabit uygulamalara bağlamak mümkün değildir.

Zaman içinde bir çok kuram ve uygulamanın doğru, yanlış ve eksik yönleri görülmüş, doğruların pekiştirilmesi, yanlışlardan dönülmesi ve eksiklerin tamamlanması yönünde yeni kuram ve uygulamalar devreye girmiştir. Günümüzde de bu dinamik gelişim tüm hızıyla sürmektedir.

Psikiyatri içinde psikoterapi de sınırları belirsiz, birbiri içine geçişli, değişken, sürekli bir bütünü birleştirme ve tanımlamaya yönelik bir puzzle gibidir. Bu yap-bozun parçaları birleştikçe her seferinde daha büyük ve net bir resim görmekteyiz.

Yukarıdaki yazılarımızda ayrıntılı işlediğimiz (davranışçı, bilişsel, dinamik, psikanalitik, var oluşçu terapiler gibi) bir çok terapi ve psikolojik kuramdan köken alan, birbirinden çok küçük veya temel aykırılık ve ortak noktaları olan bine yakın psikoterapi tekniğinin dünya üzerinde uygulamada olduğu bilinmektedir.

Bu kadar farklı tekniğin uygulanabilir olması, ana kuramların insan gerçeğinin bir yüzünü tanımlarken, bir yüzünü net görememeleri ve bütünü açıklamaktan yetersiz kalmalarındandır.

Geliştirilmiş ana psikoterapi kuram ve yaklaşımlarının her hastaya göre farklı farklı ve hangi aşamada nasıl uygulanacağının standardize edilme çabaları günümüzdeki bütüncül psikoterapi yaklaşımını doğurmuştur.

Her insanın içinde yaşadığı toplumun kültürel, ailesel ve sosyal yapısı da tüm dünya için standart bir model oluşumunu önlemektedir.
Psikoterapi uygulamalarında ülkemiz insanı ile gelişmiş batı ülkeleri insanları arasında bir çok fark net olarak gözlenmektedir. Ülkemizde biraz ekonomik güçlük, biraz da beklemeye tahammülsüzlük nedeniyle terapilerden kısa sürede netice istenirken, batılı toplumlar uzun programlara çok daha uyumlu ve disiplinli olarak sadık kalabilmektedir. Yine ülkemizin ve  doğu toplumlarının sosyokültürel   yapılarına uygun büyü, cin, nazar gibi  paranormal etkilenmeler ve inanışlar psikoterapilere kendine özel bir nitelik verebilmektedir.

Tüm bu karmaşık yapı ve ilişki yumağına dayalı insanlar arası dinamik ilişkiyi anlamak, kavramlaştırmak ve çözmek üzere bütüncül psikoterapi tanımlanmıştır.

Bizim kliniğimizde, Antalya Psikiyatri ve Psikoterapi Merkezi uygulamalarında;  ömür boyu her insan için süren Varoluşçu Yaklaşım  (hayatın sorumluluğunun farkındalığıyla ölüm gerçekliği, yalnızlık ve belirsizliğe dayanabilme,  her an yeniden hayatını  anlamlandırmak, kendini gerçekleştirme ve varoluşunu yaşamak)     ana alt yapıda olmak üzere, kişisel, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutları da göz önüne alarak bilişsel- davranışçı ve psikodinamik yaklaşımları gerek bireysel gerekse grup terapilerinde yeri geldikçe uygulamaktayız.  Sahte Kendilikten  Gerçek Kendiliğe uzanan yolda tüm terapi kuramlarını yeri geldikçe esnek biçimde kullanırken, yerine göre hipnoz, otohipnoz, EMDR ve katatimi tekniklerini, öykü, masal, oyun, psikodrama teknikleri ve rüya analizini   hem bilişsel- davranışçı terapi uygulamaları, yerine göre de psikodinamik psikoterapi uygulamalarında kullanmaktayız.

Her insanda doğuştan itibaren varolan zengin kaynağa ulaşmak ve insandaki o sınırsız gücün etkin hale gelmesi çalışmasında, bu muhteşem macerada  danışanlarımıza  eşlik etmek bizler için de  hem sabırla, azimle çalışma hem de sevinç, kıvançla kaynağımızı yaşamak anlamına geliyor.  Bu karşılıklılık, hepimiz için;  kurgulara mahkum, tepkisel insan olmaktan, etkisel insan olmaya uzanan yolculuğumuzda, adanmışlık ve bağlılığın kavrandığı büyük kazanımlar sağlayan  bir alışveriş haline geliyor.  Varoluşa güvenmek, dürtü ve tepki arasındaki özel boşluğu derinden hissedebilmek, güçlüklerde sabır ve azimle çalışmak ve  iyilik ve güzellikte keyfini çıkararak teşekkürünü yapmak üzere, evrensel bütünlüğün hissedilmesinde ve yaşanmasında,   disiplinize edilmiş bilgiyle birlikte derinlerde gizli  muhteşem varlığımız bu özel ruhsal alışverişe  rehberlik ediyor.