terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



Tüm Kategoriler

»   Psikoterapide Postmodern Yaklaşımlar

Günümüzde dünyada tek ve evrensel bir doğrunun olmadığı fikri, her durumu şüpheyle karşılayabilmek ve araştırılması gerektiği çağdaş bilimlerin olmazsa olmaz temasıdır. Doğru ve gerçeklerin nesnel ve değişmez olgular olarak değil  içinde bulunulan koşullara göre anlaşılıp değerlendirildiği postmodern bir dünyada yaşıyoruz.

Postmodern yaklaşımlar gözlemlenebilen ve sistematik olarak kanıtlanabilen nesnel gerçekliğe inanmakla birlikte her zaman gözlemlerden bağımsız bir gerçekliğin olduğunun da farkındadırlar. Bu ana fikir doğrultusunda 1980’li yılların sonu 1990’lı yılların başlarından itibaren bir çok farklı araştırmacı terapist ortak bir sentezi kapsayan günlük, hızlı, pratik uygulamalar ileri sürmüşlerdir.

Postmodern kuramların ana teması bir insanın yaşamında tek yada gerçek doğru bir yol olamayacağıdır. Üzerinde uzlaşmaya varılmış anlayış yada sosyal yapılar farklı biçimlerin çeşitli şekillerde bir araya gelmelerinden ortaya çıkar. Bilgi ve sosyal davranış bir arada var olurlar.

Sosyal yapısalcılık, çözüm odaklı kısa terapi ve öyküsel terapi psikoterapi alanında son yılların en tutulan postmodern yaklaşımlarıdır.

SOSYAL YAPISALCI KURAM
1.Doğal karşılanan klasik bilgiye her zaman şüphe ve eleştirel bir tutumla yaklaşır.
2.Dünyayı ve insanı tanımlarken kullanılan dil ve kavramların evrensel olmayıp tarihsel, kültürel ve o zamana özel olduğunu savunur.
3.Bilginin sosyal süreçler sonunda yapılandığını ifade ederler. Bizim doğru diye adlandırdığımız şey insanlarla günlük yaşam arasındaki etkileşimden kaynaklanır.
4.Üzerinde uzlaşılmış olan kavram ve sosyal yapılar bir çok farklı biçimin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. 

Sosyal yapılandırmacı kuramda insan yaşamının hem anlamı hem de süreci yaratan kişisel ailesel ve toplumsal öykülerle yapılandığına inanılır.

Terapi sorunu organize eden ve çözen yapısıyla bir terapötik konuşma sistemidir. Terapide hedef mümkün olabildiğince danışanın dünyasına tam olarak girebilmektir. Danışanlar bu konumda yaşam öykülerini terapistle paylaşan ve onları bilgilendiren uzman kişiler rolünü almaktadır. Bu süreç terapistin soru ve danışanın öyküselliğiyle adım adım ilerler. Hikayenin hangi yönde ve nasıl gelişeceği belli değildir. Konuşmanın amacı danışanın anlattıklarıyla yüzleşmesini sağlamak yada anlatılanlara karşı çıkmak değildir. Amaç hikayenin yeni anlatımlar yeni anlam ve öyküler ortaya çıkana dek tekrar tekrar yeniden anlatılmasını sağlamaktır. Bir kişinin kendi hikayesini anlatması şimdiki zamanda geçmişi yeniden yapılandırmasıdır.


ÇÖZÜM ODAKLI KISA SÜRELİ TERAPİ

Bu terapi yöntemi sorunu çözmekten ziyade tamamen çözümün kendisine odaklanır.


Çözüm odaklı kısa psikoterapi geçmişten uzak durmakta bugünü ve geleceği baz almaktadır. Sorunun kavranmasıyla ilgisiz yada çok az ilgili olasılık ve noktalarına odaklanır. Bir sorunu çözmek için nedenini bilmenin gereği yoktur felsefesindedir. Bir insan birden fazla çözüm bulabilir ve ona doğru gelen çözüm diğerlerine gelmeyebilir.

Çözüm odaklı kısa psikoterapide danışanlar hedef ve amaçlarını terapiste bildirerek tanı, geçmiş ve sorunun başlangıç noktasıyla uğraşmadan nihai hedefe yönlenirler.

Bu terapi insanların ruhsal yapılarını düzenleyebilecek ve sorunlarını çözebilecek sağlıklı ve çok çeşitli çözümleri yapılandırma yetenek ve inancında oldukları gibi iyimser bir varsayımı temel almaktadır.

İnsan, yaşamının patoloji- sorun- sıkıntı kısmından ziyade yaşamı zenginleştiren çözüm-yaşam tarzı-yeni fikir döngüsüyle uğraşırsa problemlerini çok hızlı ve sağlıklı bir şekilde yapılandırabilmektedir. Terapide danışanların dikkatleri sorunun yapısı içindeki özel, istisnai durumlara çekilmeye çalışılır.
Çözüm odaklı kısa süreli terapi insanların işe yarar ne yaptıklarını bulmaya odaklanır ve daha sonra elde edilen bu bilginin danışanlar tarafından soruna yönelik en hızlı biçimde kullanımını sağlar.

Çözüm odaklı kısa terapi sürecinde dört temel özellik vardır:
1.Danışanların neyi istemedikleri değil ne istedikleri belirlenir.
2.Olay patolojik olarak değerlendirilmez, herhangi bir teşhis konulmaz. Danışanların zaten yapmakta oldukları şeyler arasından işe yarar olanları araştırılır ve desteklenir.
3.Danışanların yaptıkları şeyler işe yarar değilse farklı şeyler yapmaya teşvik edilir.
4.Terapi oturumları kısa tutulur.

Özet olarak; çözüm odaklı psikoterapide bireylerin anlamlı kişisel amaçlar belirleyebileceklerine ve sorunlarının çözümü için gerekli olan kaynaklara sahip olduklarına inanılır.


ÖYKÜSEL TERAPİ

Bu yaklaşım her bireyin yaşamında anlamını yorumlayıcı hikayeler olduğundan yola çıkmaktadır. Genelde bireysel hikayeler baskın kültürün öykülerinden beslenmektedir. Yaşanılan durumlar kişiye uygun olmasa bile verilen mesajlar birey tarafından mutlaka alınmaktadır.

Öyküsel yaklaşım hemen hemen tüm geleneksel kuramlardan ayrılmaktadır.
Hayatımızı bizim ve başkalarının kendimiz hakkında anlattığı öykülerle yaşarız. Bu hikayeler aslında yaşadığımız, hissettiğimiz dünya gerçekliğini

yansıtmaktadır. İçinde yaşadığımız öyküler sosyal ve kültürel bağlamdaki konuşmalardan ortaya çıkmaktadır.
Öyküsel terapistler danışanların değer ve yargı sistemlerinde ve etkileşimlerinde bir değişikliğe neden olmaksızın onlara acı veren inanç, değer ve etkileşimlerinden kurtulabilmeleri yönünden destek verirler.

Öyküsel bakış açısı insanların yaratıcı ve hayal gücüne dayanan düşünce kapasitelerine odaklanır. Danışanlar kendi deneyimlerini kendileri yorumlar.

Terapist burada süreci kolaylaştırıcı rol oynar ama asla yönlendirmez.

Öyküsel terapinin genel amacı danışanların yeni ve canlı bir dille deneyimlerini anlatmalarını sağlamaktır. Böylece danışanların önünde yeni ufuklar açmak hedeflenir. İçinde yaşanılan kültürel özellikler kesinlikle dikkate  alınmalıdır.

Öyküsel terapist de çözüm odaklı terapist gibi danışanı, danışanın kendi yaşamında ne istediğini bilen ve sorununu çözecek kişinin yine yalnızcadanışanın kendisi olacağını kabul eder. Teşhis, değerlendirme ve etkileşimden kaçınır. Danışanın tahmin ve yorum çabalarını desteklemez. Bireylerin özerkliğini özellikle destekler.

Özetlersek; danışanlar genellikle işe yaramayan ve sorunlar yumağına dönüşmüş bir hikayeye saplanıp kalmaktadırlar. Terapist bu hikayenin içine girerek danışanın bakış açısına göre kaynak ve deneyimlerini harekete geçirir. Geçmiş artık tarih olmuştur, yaşanacak olan şimdi ve gelecektir.