terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Psikoterapi ile Değişim Nasıl Olur?

Psikoterapinin ruhsal sorunlardaki iyileştirici etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış olmakla birlikte, iyileşmenin hangi değişim süreçleriyle gerçekleştiği noktasında birçok faktör ileri sürülmektedir. Günümüzde bir çok psikoterapi yöntemi olmakla birlikte danışanın psikoterapiyle iyileşme sağlanacağı yönünde inanç ve beklentisinin olması tedavide ana unsurdur.

Hawthorne etkisi ise insanların gözleniyor olmasının davranışlarını değiştirme üzerinde olumlu baskısını ifade eder. Terapi sürecinde terapisti tarafından sürekli izlenen danışan zaman içinde ister istemez olumlu davranış özellikleri geliştirmektedir. Tüm otörlerin birleştiği psikoterapi yöntemlerinde beş temel değişim süreci vardır.

1. Bilinç artımı
2. Duygusal boşalım (Katarsis)
3. Seçme ve seçim yapma
4. Koşullu uyarıcıların değiştirilmesi
5. İzlerlik kontrolü

Bu değişim süreçleri tüm psikoterapi türlerinde ortaktır. Bütün psikoterapi yöntemlerinde danışanın duyuşsal, bilişsel dünyasında ve çevresinde bir değişiklik yaratma hedeflenir. Danışana verilen bilgi çevresel olaylar hakkında ise buna eğitim diyoruz.

Bilinç Artımı:

Bilinç artımı kişinin kendisi, yakın çevresi, tüm insanlar ve toplumsal işleyişte bilgi ve görgüsünün artması ve değişmesi anlamındadır. Neticede danışanların kendilerine ulaşan uyaranlara karşı en etkili tepkileri vermeleri hedeflenir. Danışana verilen bilgi onun davranış ve duyuşları hakkında ise buna geri bildirim diyoruz. Yüzleştirme tekniği ile kişinin kendi davranış, duygu ve bilişleri üzerinde farkındalığı sağlanır. Psikoterapi aslında geniş anlamda bir eğitimdir. Eğitimde kişinin kişiler arası ilişkilerinin ve çevresel olayların boyutları, zorlukları neden ve niçinleri ve bu zorluklarla nasıl başedilip nasıl üstesinden gelineceği gösterilir. Ana hedef danışanın kendi duyuşsal, bilişsel ve davranışsal tepkilerini ve toplumsal özellikleri gözönüne alınarak sorunun çözümüne kendisinin karar vermesidir.

Duygusal Boşalım (Katarsis):

Terapi esnasında kişi duygusal ketlemelerinden kurtularak bir duygu patlaması yaşamakta, bu boşalma hissiyle gerçek duygularını özümsemektedir. Ruhsal ketlenmelerden kurtulmak psikoterapistin yarattığı güven duygusuyla mümkün olur. Duygusal boşalım danışanın kendi duygu, düşünce, davranış benzeri içsel dünyasında olabildiği gibi dış dünya ve çevredeki duygusal olay ve süreçlerde de olabilir. Bu duygusal boşalım kişide bir nevi elektrik yükünü boşaltarak olaylara farklı gözle bakmasını sağlamakta, daha önce göremediklerini görünür hale getirmektedir.

Seçme ve Seçim Yapma:

İnsan yaşamın her anında seçim yapma durumundadır. Terapiyle iç dünyası yeniden düzenlenen danışan yeni seçimler yapma imkanına kavuşmaktadır. Kişi önünde açılan farklı birçok seçenekten özgürce ve sorumluluğunu alarak yeni seçimler yapacaktır (Kişinin özgürleşmesi). Burada temel, kişinin iç engellerini aşmasıdır. İç dünyadaki özgürleşme çevresel düzeyde, yani dış dünyadaki özgürleşmeyi de getirmektedir. Böylelikle toplum baskısıyla daha rahat başedilebilmekte, topluma uyma stres ve sıkıntısından uzaklaşılmaktadır.

Koşullu Uyaranların Değiştirilmesi:

Danışanın davranışlarını doğrudan etkileyen koşullu uyaranlar ile söz konusu davranışları yönlendiren ve şekillendiren koşullu uyaranların değiştirilmesi terapötik sağaltıma yardımcı olmaktadır. Terapi aşamasında danışanın yaşamındaki sorunlara karşı sergilediği işlevsel olmayan tutum ve davranışlar azaltılarak işlevsellik kazandırılmaktadır. Danışan davranışlarında önemli rolü olan çevre koşullarının yeniden düzenlenmesi de tedavide önemli rol oynar. Özellikle çocuk ve ergen psikoterapilerinde okul, aile, sınıf ortamında yapılan düzenlemeler çevre koşullarına iyi bir örnektir.

İzlerlik Kontrolü:

Davranışı izleyen tepkilerin değiştirilmesiyle davranışlar değiştirilebilmektedir. Beğenilmeyeceği için reddedilme korkuları yaşayıp karşı cinse çıkma teklifinde bulunamayan bir erkeğe kadın tarafından reddedilmenin kendisiyle ilgili olmayıp kadının kendi duygusal ve davranışsal beğenilerinden kaynaklandığı gösterildiği taktirde erkek danışanın düşünce yapısı değişebilmektedir. Okulda tuvalete girmek istemeyen bir çocuğu küçük bahşiş ve parayla motive etmek de izlerlik kontrolüne örnek olarak verilebilir. Danışan ile benzer sözleşmeler yaparak çevresel izlerlikler değiştirilebilir.

Özetlersek; psikoterapi artık danışan ve terapist arasında kapalı kapılar ardında yapılan gizli bir işlem değil, bilimsel temelleri olan ve bu bulgular eşliğinde yapılan bir etkinliktir. Önemli olan hangi psikoterapi yönteminin kim tarafından, hangi danışana, ne tür sorunlarda hangi koşullarda yapılırsa etkili olacağının bilinmesidir. Burada danışan tarafından iyi bir terapist seçimi tedavi açısından birincil önemdedir.