terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Kayıp Travmalarının Psikoterapideki Önemi

Bağlanmış ilişkiler insan varoluşunun temel süreçlerinden biridir. Duygusal deneyimler sayesinde iki insan arasında bağlanma oluşur. Duygusal bağın gücü ölçeğinde bu kişiler bir arada kalırlar ve birbirlerini kollarlar.

Duygusal bağ ne kadar güçlüyse ayrılık ve kayıp travması o derece kaygı ve acı verici olacaktır.

Küçük bir çocukken yaşanan ebeveyn kaybı, sevilen bir partnerin ani ölümü, kardeş kaybı, boşanma nedeniyle ebeveyn kaybı, evlatlık veya koruma altına verilmeyle yaşanan ebeveyn kaybı, boşanma ya da ölüm benzeri olaylarla partnerin kaybedilmesi kayıp travması yaratma olasılığı yüksek durumlardır.

İş ve statü kaybı, göçmenlik, ciddi bir hastalık ya da sakatlık, çok sevilen bir hayvanın kaybedilmesi gibi yaşantılar da birçok insan için kayıp travması nedenidir.

Bir kaybın travma yaratması için kişiyi tamamen güçsüz ve çaresiz kılması ya da kaybedilen şeyin bağlanma ilişkisinde hayati önem atfedilen bir nesne durumunda olması gerekir.

Annenin uzun süreli yokluğu en önemli ve büyük travmatik olaydır. Üç yaşından küçük çocuklar için annenin birkaç günlük yokluğu, katlanılması güç bir durumdur. Çocuk önce yoruluncaya kadar bağırır ve ağlar, sonra ise baş etme mekanizması olarak kaygı, öfke ve umutsuzluk duygularını bilincinden ayırma yoluna gidebilir. Psikiyatride bu durum split-off olarak isimlendirilir. Anne geri geldiğinde çocuk onu tanımayabilir ve güvenli bağ, güvensiz-kararsız ya da güvensiz-kaçıngan bağa dönüşebilir. Kaygı, hayal kırıklığı ve umutsuzluk çocuğun tüm güzel duygularının önüne geçebilir. Bu çocuk ileri dönemdeki ilişkilerinde, “Kimse benimle ilgilenmiyorsa benim de kimseye ihtiyacım yok diyerek aşırı derecede bağımsız” ya da “Terk edilmemek için herkesin bakımını üstlenmeli, onlar için her fedakârlığı yapmalı, hep onların yanında olmalıyım diyerek aşırı derecede bağımlı ve dikkatli “ olacaktır.

Annenin erken dönemdeki ölümü, özellikle de doğum sırasında ölümü en büyük travmalardandır. Bu çocuklar annenin kendisine yaşam verirken öldüğünü, annenin ölüm sebebinin kendi varlığı olduğunu düşünerek depresyona meyilli olurlar. Dini topluluk ya da tarikatlara girme, ebeveyn olmaktan kaçınma, cinsellik-annelik ve ölümle kurulan bağlantı nedeniyle yaşanan cinsel sorunlar psikiyatri pratiğinde sıklıkla karşımıza çıkar. Bu kişilerin yaşamlarında ölüm ve keder temaları büyük yer kaplar. Bazen de bu duygulardan uzaklaşmak için, dışarıya önemli bir şey olmamış mesajı vermeye çalışarak duygusuz, umarsız bir yapı geliştirebilirler. Bazıları da kendi yas duygularını geri plana iterek, kalan aile üyelerinin korunmasına kendini adayabilir. Birçok danışan da kayıp duygusuyla temastan kaçınmak için televizyon, sinema izlemek, gazete okumak, haberleri izlemek gibi eylemlerden uzak durarak bir savunma geliştirirler. Bu da yaşamı yüzeyselleştirir, yorucu bir yük haline getirir.

Evlatlık verilme durumu da psikiyatride sık rastlanan ve merak edilen konulardandır. Evlatlık alımının saklanması, çocuk öğrendiği anda evlat edinen ebeveynle olan güven ilişkisinde kırılmaya yol açacak, orijinal travma deneyimini gün yüzüne çıkaracaktır. Öz saygı ve kimlik duygusu evlatlık verilen her çocuk için her zaman sorundur. Beni neden evlatlık verdiler? Annem babam beni sevmiyor muydu? Ben kötü biri miydim? Ben de bir sorun mu vardı? Annem babam kimdi? gibi sorular her zaman problem yaratmaya adaydır.

Ebeveynlerin ayrılması da çocuk için oldukça üzücü bir olaydır. Bu çocuklar 3 tür reaksiyon gösterirler. Çocuklukla duygularını gizlerler. Bazen de dikkat çekme davranışları ve fiziksel hastalık şikâyetleriyle psikiyatri desteğine ihtiyaç duyulabilir. Ebeveynlerden birinin, çocuğu yanında iken ayrılıktan duyduğu memnuniyeti göstermesi durumunda çocuk çevreyi tamamen güvensiz olarak algılar. Hangi şartta olursa olsun hiçbir çocuk kaybedilen ebeveynle bağını kaybetmek istemez.

Birçok yetişkin için partnerinden ayrılmak ciddi sorunlara gebedir. Aralarında duygusal bağ gelişen partnerlerin ayrılmaları zor olabilir. Ebeveynlerinden ayrılma sürecini başarıyla tamamlayamamış yetişkinler, partnerlerinden de uygun biçimde ayrılamazlar.

Ani bir kayba verilen ilk tepki şoktur. Zaman sanki durmuştur, geride kalan için hayatın anlamı kalmamış gibidir. O olmadan ben ne yapacağım kaygısı tüm benliği sarar. Önce giden kişiye öfke duyulur, sonra da suçluluk duyguları ortaya çıkar. Birey, “ben onun gitmesine neden olacak ne hata yaptım?” sorusunu kendine sorar. Kayıp kişiyi arama, dağınıklık ve umutsuzluk, ardından da toparlanma ve geleceğe dönme kayba verilen tepki aşamalarıdır.

 Kayıp travmaları psikiyatrik patolojiye döndüğü durumlarda kaygı ve stres dönemi uzayarak depresyona yol açabilir.

 Birçok insanın yas sürecinde ise önce kaybı inkar etme durumu ve inzivaya çekilme, ardından olanlara kızgınlık ve öfke yanı sıra bu kaderi yaşamayanlara kıskançlık, sonra içe dönük sorgulama, umutsuzluk ve keder, kaderini kabul etme dönemleri yaşanır.

Görüldüğü üzere erişkin dönemdeki bir çok psikolojik sorunun altında kayıp travmaları yatabilmektedir. Psikoterapist, psikoterapi sırasında böyle bir duruma özellikle dikkat etmelidir. Öyküdeki eksiklikler terapiyi olumsuz etkileyecektir.

Psikiyatrist, Psikoterapist Filiz Uluhan, Antalya Terapi, Antalya Psikoterapi, Lara/Muratpaşa/Antalya.