terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Psikoterapide Korkular

Korkular çözümlenmemiş içsel çatışmalardan kaynaklanır ve kişinin kendiyle yüzleşmesine bir engeldir. Psikoterapinin başarılı olması için bunun mutlaka aşılması gerekir.

Kişilerin hayatlarındaki her yeni kazanım ya da sorunlarına karşı geliştirdiği her yeni  defansif adımlar, bir sonraki yaşantılarında yeni çatışmalara sebep olabilmektedir. Örneğin: yeni bir aşk, eski mutsuz günlerin sonu, özgüven ve özsaygıda artma, yeni bir imaj gibi olumlu etkiler doğururken, kişide tüm bu üzerine titrediği kazanımların zarar göreceği, yok olacağı yolunda korkular da ortaya çıkarabilmektedir.

Bu korku psikolojide “yeni yapının dengesinin bozulacağı korkusu” olarak tanımlanır. Çoğu kez ortada somut bir tehdit olmasa bile bilinçdışı olarak bir endişe, karamsarlık, belirsizlik duygusu gelişir. Kişi kaygan bir zeminde, her an düşeceği hissindedir. Bu durumu herkes az çok yaşayabilir. Bu korkunun en somut ve en ileri ifadesi delirme korkusudur ve ciddi psikiyatrik bir bulgudur. Bunun altında kişinin şiddetle bastırdığı, herhangi bir sorumluluk hissetmeden her türlü yıkıcı ve yasak şeyleri yapmayı arzuladığı itkiler yatar. Birey, idealleştirdiği imgenin tehlikeye düşmesi ya da bilinçdışı öfkeye bağlı akut stres durumlarında kontrolünü kaybeder ve panik tablosu yaşayabilir. Bu kişilerin psikoterapileri sırasında, bilinç dışlarında, uykuda, alkollü iken ya da cinsel uyarılma sırasında şiddet eylemlerinde bulunacaklarına dair bir takıntıları olduğu görülmektedir. Bilinçdışı öfke bazen dışsallaştırılarak örümcek, köpek, asansör, yılan gibi özgül korkulara dönebilmektedir. Günlük hayatta seyahate çıkma, ev taşıma, iş değiştirme gibi durumlarda yaşanılan endişe, huzursuzluk ve gerginlik, kişinin dengesini kaybetme korkularından kaynaklanmaktadır.

Bir diğer korku kaynağı da “açığa çıkma korkusu” dur. Burada içsel bütünlüğü korumaya yönelik geliştirilmiş sahte tavır ve davranışların rolü söz konusudur. Kişi hem kendine hem de diğerlerine olduğundan farklı görünmek istemektedir. Gerçekte olmadığı, dürüstlüğü, titizliği, cömertliği, güçlülüğü, acımasızlığı, iyilikseverliği v.s sergiler. Bireyin tüm düşüncesi onu en çok ilgilendiren şeyin diğerlerine nasıl göründüğüdür. Bunu bazen tamamen dışsallaştırarak, başkalarının haberi olmadığı sürece kusur ve başarısızlıklarından rahatsızlık duymaz. Bazen de içsel dünyada bir bulanıklık duygusu egemen olur. Kişi sanıldığı kadar zeki, güvenilir, güçlü becerikli, cazip olmadığı kuşkularına düşer. Açığa çıkma korkusu kızarma veya kızarma korkusu ile göze çarpar. Bu kişiler yeni işe girme, yeni bir okula başlama, yeni arkadaşlar edinme, sınava girme, sosyal ortamlara girme durumlarında teste tutulma hissine kapılarak açığa çıkma korkularına yenik düşebilirler. Burada başarısızlık korkusu gibi algılanan şey aslında açığa çıkma korkusudur. Bu kişiler her yeni durumda utangaçlık duyabilir, iltifat ve takdirlere temkinli yaklaşırlar. Açığa çıkma korkusu kişileri her türlü test ortamından uzak tutmaya iter, bunu yapamadıklarında ise temkinli, mesafeli kontrollü davranmaya yöneltir.

Kişi açığa çıktığında ise “dikkate alınmama, aşağılanma ve alaya alınma korkuları” duyar. Burada yaralı bir özsaygının rolü büyüktür. Kişi yaralanan özsaygısını gerçekçi olmayan bir gurur ve kendini daha atılgan, daha iyi, daha güçlü, erişilmez ve tek olduğunu göstererek onarma yolunu seçer. Gerçek benlik cüceleşirken, sahte kendilik başrolü almıştır. Bu durum da kişinin kendiyle olan bağlantısını yitirmeye sebep olabilir. Kendisini nasıl değerlendirdiği giderek önemini kaybeder, diğerlerinin kendisi hakkında ne düşündükleri aşırı önem kazanır. Kişi korkuları nedeniyle diğerlerinden uzaklaşmaya başlar, bu da onlara karşı düşmanca hisler duymasına neden olur. Bu bireyler kendilerinden üstün görünenlere yaklaşamazlar, kendilerine büyük hedefler koyamazlar, yaratıcılık ve becerilerini kullanamazlar. Hep bir adım geride durmayı yeğleyerek ağırbaşlı ve temkinli davranırlar.

Temel  nevrotik korkulardan biri de “herhangi bir şeyi değiştirmeye yönelik duyulan korku” dur. Burada bir kısım danışanlar bir sorunu fark etmenin ya da bir hatayı kabul etmenin sorunu çözmede yeterli olacağını savunarak bir günde değişilebileceği gibi mucizevi bir fikri savunurlar. Asıl değişimin tüm tavır ve davranışların gerçek anlamla değişmesiyle olacağı fikri onları endişeye düşürür, pratikte onaylıyor gibi görünseler de bilinç dışlarında reddederler. Bazı danışanlar ise bilinçdışında değişiyor gibi davranırlar, sorunun ortadan kalkmasını istemek onu yok etmeye yeterliymiş görüşündedirler. Her iki yaklaşımın arkasında da daha kötüye gitme endişesi vardır. İdealleştirilen imgeyi kaybetmek, reddettiği benliğine dönmek korkusu değişim üzerinde baskı kurar. Bilinmeyenin getirdiği korku ve dehşet, yalancı güvenlik yollar ve beraberinde getirdiği kazançları korumak zorunda bırakır.

Psikoterapideki hedefimiz korkularınızın çözümlenmesini sağlayarak kendi kendinizle yüzleşebilmenizdir. Antalya psikiyatri merkezi olarak modern ve geleneksel psikoterapi yöntemleriyle bu hedefi birlikte gerçekleştirebiliriz.Tüm korku ve fobilerinizden psikoterapi desteğiyle kurtulmak mümkündür.