terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Panik Atağı ve Tedavisi

 

Göğüs kafesinden fırlayacak gibi çarpan bir kalp, başınıza bir naylon torba geçirilmiş gibi soluk alamama, terleme ile birlikte göğsünüzde biri oturuyormuşçasına bir basınç hissi. Gözünüzün önünden geçen eski anılar. Tüm benliği saran bir ölüm korkusu. Demek her şey buraya kadarmış. Kalp krizi geçiriyorum ve ölüyorum.

Hayır, ölmüyorsunuz, ölmeyeceksiniz. Tüm yaşadıklarınız nerede, ne zaman ortaya çıkacağı belli olmayan “panik atağı” dediğimiz klinik bir tablo. Adını yarı keçi, yarı insan görünümünde, bedeni kıllarla kaplı, keçi bacaklı, alnının üzerinde iki küçük boynuzu bulunan bağırtısıyla ormandaki tüm canlıların dehşete kapıldığı mitolojik bir tanrı olan “PAN” dan alan, öldürmeyen ama öldürmekten beter eden hastalık.

Kalp ve solunumla ilgili bulgulara sıklıkla bulantı ya da karın ağrıları, titreme ya da sarsılma, üşüme, ürperme ya da ateş basmaları, tüm vücutta uyuşma ve karıncalanma hissi, baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecek veya bayılacak gibi olma, gerçek dışılık duyguları, benliğine yabancılaşma, kontrolünü kaybedeceği ya da delireceği korkusu eşlik edebilir. Bu belirtiler hissedildiğinde kişi şiddetle bulunduğu ortamdan kaçıp uzaklaşmak ister. Yukarıdaki tüm bulgular şiddetli bir korku ve huzursuzluk ile karakterizedir. Günümüzde, hastane acillerine başvuru da ilk sıraları almaktadır.

Tüm bu klinik tablo psikiyatri dilinde “Panik Bozukluğu”, temel klinik görünüm ise “Panik Atağı” olarak isimlendirilir.

Panik bozukluğu depreme benzetebiliriz. Nasıl deprem bilinen, görünen bir neden yokken, yer ve zaman seçmeksizin aniden ortaya çıkar, panik atağı da böyledir. Nasıl, bir deprem anında insanlar öleceği korkusuyla panikler ve bir an önce oradan kaçıp kurtulmak ister, panik atağı da böyledir. Nasıl deprem bittiğinde insanlar rahatlar fakat her an yenisinin olacağı endişesi vardır, panik atağı da böyledir. Nasıl deprem öldürmez, binalar öldürür, panik atağı da öldürmez, yeter ki siz atak sırasında ne yapacağınızı bilin. Panik atağı sırasında kontrolü nasıl ele alacağınızı bilirseniz, hastalığın tedavisi yarı yarıya hallolmuş olur. Yani biz de depremde öncelikle merdivenlere koşup, alt katlara inmeye hücum etmek yerine, Japonlar gibi üst katlara çıkmayı öğrenmeliyiz.

Panik bozukluğu inişli, çıkışlı fakat kronik seyirlidir. Tipik bir panik atağı ortalama 15 dakikayı geçmez. Nadiren birkaç saat süren olgular bildirilmiştir. Dünya üzerindeki tüm çalışmalar kadınlarda daha sık görüldüğünü ve özellikle ergenliğin son dönemleri ile otuzlu yaşların başı arasında gözlendiğini belirtmektedir. 45 yaş üzeri ve çocuklukta ender görülür.

Panik bozukluğu yaşayan hastalar, çoğu kez defalarca astım veya kalp krizi tablosunda sağlık kurumlarının acil servislerine başvurmuşlardır. Panik atağı genellikle 10-30 dakika sürdüğünden birçoğu acil servise ulaştığında zaten düzelmiş olmaktadır. Bu arada tekrarlanan tıbbi incelemelere, verilen “önemli bir şeyiniz yok” güvencelerine rağmen hastalarımız hayati bir hastalıkları olmadığına dair bir türlü ikna edilemezler. “Hiçbir şeyim yoksa neden zaman zaman bu krizleri yaşıyorum?” fikri akıldan hiç çıkmaz. İlerleyen dönemde düşüp bayılır da yardımıma kimse gelmezse düşüncesiyle evde yalnız kalamama, yolda kontrolümü kaybeder de ele güne rezil olursam düşüncesiyle yalnız başına sokağa çıkamama veya yardım gelmesinin aksayacağı düşüncesiyle asansöre, otobüse girememe gibi davranışlar ortaya çıkabilir.

Sinema, tiyatro, asansör, galeri, pasaj türü kapalı yerlere ve kalabalık ortamlara girilememesi panik bozukluğun özel bir tipi olup “agorafobi” olarak isimlendirilir. Hastanın sosyal ilişkileri ciddi şekilde kısıtlanmış, toplumsal ilişkileri bozulmuştur. Kişi birilerine bağımlı olmanın çöküntüsü içindedir.

Panik bozukluğu bulunan bazı hastalar gerginliklerini alkolle veya sedatif ilaçlarla giderme yolunu seçmektedir. Bu durum zamanla alkol ve ilaç bağımlılığı yaratabilir. Alkol bazı hastalarda panik atağını hafifletmekle birlikte, bir kısırdöngü içine girilir ve nihayetinde alkol bağımlılığı riski doğar. Aşırı alkol alımının ise panik atağı nöbetini tetiklediği bilinmektedir. Esrar, kokain gibi maddeler de panik ataklarına yol açabilmektedir.

Panik Bozukluğun Tedavisi:

Bu kadar ağır ve rahatsız edici klinik bulgularla seyreden panik bozukluğu kesinlikle tedavi edilebilen bir hastalıktır. Ancak tedavide acele edilmemeli, panik ataklarının tekrarlayıcı niteliği bilinmelidir. Tedavide ilaçlar ve psikoterapi mutlaka yan yana yürümelidir.

İlaç tedavisinde başta antidepresanlar ve trankilizan ilaçlar tercih edilir. Beta-bloker ilaçlar da yararlı olmaktadır. İlaçların düzenli kullanılması tedavinin başarısında birincil faktördür. Ortalama bir tedavi 6-12 ay sürer. Bazı hastalar sürekli ilaç kullanımına ihtiyaç gösterebilirler.

Psikoterapi, panik bozukluğun kalıcı tedavisi için şarttır. Panik ataklarını kontrol altına almayı öğrenmek psikoterapi ile olur. Temelde aşırı soluk alıp vermenin ve kas gerginliğinin giderilmesine yönelik davranışçı psikoterapi ve hastalık hakkında bilgi sahibi olup, mantıklı düşünmeye yönelten bilişsel psikoterapiler uygulanır.

Panik atağı sırasında nefes darlığı, boğulma hissi ve bunu telafi etmeye yönelik hızlı soluk alıp verme olur. Aşırı soluk alıp verme atağın yoğun şekilde duyumsanmasına yol açar. Solunumu istemli olarak kontrol edebilmeye yönelik davranış terapisi tedavinin ilk basamağıdır. Solunum sayısı dakikada 10-12’yi geçmemelidir.

Panik atağın belirtilerini fark ettiğiniz anda;

1-Rahat bir pozisyonda gevşeyin ve oturun.

2-Nefesinizi tutun, 10’a kadar sayarak içinizde bekletin.

3-Sayma işlemi bittiğinde nefes verin ve “rahatla, gevşe” telkini yapın.

4-Yavaş tempoda nefes alın ve verin. (3 saniyede alacak, 3 saniyede vereceksiniz.) Her nefes verişten sonra rahatla, gevşe telkinini tekrarlayın.

5-Her 1 dakika sonunda nefesinizi 10 saniye tutun ve bir önceki basamağı tekrarlayın.

6-Bu tekniği panik atağı hafifletinceye kadar uygulayın.

Bu teknikle atağın yoğunluğunu birkaç dakika içinde azaltmak mümkündür. Yavaş solunum tekniği ile kontrolü ele alabilirsiniz.

Panik atağın üstesinden gelmede kas gerginliğinin giderilmesi de önemlidir. Gevşeme durumunda stres hormonları azalacak, kalp ve solunum hızı düşecektir. Gevşeme alıştırmaları sadece panik atağı ile karşılaşıldığında değil, bireyi olumsuz olarak etkileyen her durumda kullanılabilir. Terapistiniz tedavi sırasında bunları size ayrıntılı olarak gösterecektir.

Tedavinin bir aşaması da yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kapalı ve kalabalık ortamlara girememe gibi durum ve davranışlarla aşamalı yüzleşme alıştırmalarıdır. Burada kişide en az stres yaratan durumdan en sıkıntılı duruma doğru yüzleşmeler yapılır.

Panik bozukluğun bilişsel psikoterapisinde ise panik atağı tablosunda akıldan geçen ve panik atağı ile ilişkilendirilen yanlış yorum ve varsayımların mantıklı düşünce ile düzeltilmesi vardır. Bu hastalıkla ilgili doğruları şöyle özetleyebiliriz.

1-Panik bozukluğu, bir kalp hastalığı değildir. Atak anında kalbiniz durmaz, kalp krizi geçirmezsiniz.

2-Panik bozukluğu öldürmez.

3-Panik atağı sırasında delirme,  çıldırma, kontrolünü kaybetme diye bir durum söz konusu olamaz. Panik bozukluğu bir akıl hastalığı değildir.

4-Panik bozukluğu utanılacak, küçük düşülecek bir hastalık değildir.

5-Panik atağı sırasındaki belirtilerin büyük kısmı hızlı soluk alıp vermeye bağlıdır. Nefesinizi kontrol altına almanız, hastalığınızla başa çıkmada birinci derecede önemlidir.

6-Atak geçirme kaygısıyla hayatınızı kısıtlamayın.

7-İlaç tedavisi panik bozukluğunda atakları kontrol altına almakta çok etkilidir. Ancak kalıcı tedavi için psikoterapi desteği şarttır.

8-Panik atağı tedaviniz en iyi şartlarda iken bile zaman zaman yineleyebilir. Bu hastalığın doğasında vardır. Arada görülecek bir tekrarlama moralinizi bozmamalıdır, bu durum iyi tedavi edilmediğiniz anlamına gelmez.

9-Panik atağı en yoğun dönemini ortalama 10 dakikada gösterir. Hastaneye ulaşıncaya kadar çoğu kez atağınızın hükmü geçecektir. Acil servislerde sizin durumunuzla ilgili yapılacak çok kısıtlı müdahaleler söz konusudur. Hastalığınızla savaşıp, bir an önce kontrolü ele alabilmeniz için acil polikliniklerden uzak durun. Panik bozukluk hastaneye yatırılmayı gerektirecek bir hastalık değildir.

10-Atak geçirme kaygısıyla gereksiz sedatif ilaç ve alkol kullanımından uzak durunuz. Bu sizi önünde sonunda bağımlılığa sokar.

Panik atağı ve panik bozukluğu tedavisinde Antalya psikiyatri merkezi olarak uygun psikoterapi ve farmakoterapi desteği ile yüzde yüz çözüm için yanınızdayız.