terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Grup Olgusu, Grupla İletişim

İnsan toplumsal bir varlıktır. Bunun neticesi bir gruba dahil olma gereksinimi, toplumla bağlantı ve ilişki ihtiyacı söz konusudur. Diğer canlılardan farkımız, içgüdüler ve dürtüler kadar toplumsal güdülere sahip olmamızdan da kaynaklanmaktadır.

Bireyin bir gruba dahil olabilmesi için o grubun tutum ve davranışlarını benimseyerek onlarla bütünleşip özdeşleşmesi gerekmektedir. Bundan dolayı insanın kişiliği ve davranışlarının çoğu, içinde yaşadığı grup ve toplumun kural, beklenti, istek, duygu, düşünce ve değerlerine göre şekillenmektedir. Bireyle grup ve toplum arasında, somut ve soyut fikir ve eylemlerde bazı çatışma ve sınır ihlalleri her zaman mümkündür. Bu sınırlar okul, işyeri gibi küçük arkadaş gruplarında daha kolay aşılıp, daha kolay tolere edilebilirken, din, ırk, inanç, milliyet ayrımına dayalı gruplarda sınırlar çoğu kez kapalı tutulmaktadır.

Küçük gruplar birleşerek toplumu oluştururlar. Toplumsal ve psikolojik araştırmalarda küçük grupların toplumun örneği olmasından yararlanılır ve bazı genellemelere gidilebilir.

Grup içinde iletişim iki insanın birbirini algılamasıyla başlar. Burada öncelikle karşılıklı bir gerilim ve kaygı söz konusu olup, bireyler birbirlerini içinde bulundukları koşullarla, toplumsal durum ve rollerine, ayrıca kişilik özelliklerine göre değerlendirmektedirler. Bu sırada kişiler içgüdüsel olarak karşıdan gelecek bir tehdide karşı, savunmaya yönelik bir ruh haline sahiptir. Bunu aşabildiğimiz noktada iletişim başlayacak, sürecek ya da başlamadan bitecektir. Buradaki iletişimde kişinin kendi benliğinden kaynaklanan değerlilik, değersizlik, aldatma, aldatılma, yeterlilik, yetersizlik gibi tüm endişe, kaygı, korku ya da özgüven önemli rol oynamaktadır.

Aile, dahil olduğumuz en küçük gruptur ve bireyin toplumsallaşmasında en önemli rolü oynamaktadır. Küçük gruplar ruh sağlığının korunmasında temeldir. İnsanları grup içinde tutan enerji “grup dinamiği” kavramı altında incelenir. Bu enerji bireylerin sinerjisiyle yaratılır. Grup olgunlaştıkça insanların etkileme güçleri daha rahat açığa çıkacak, karşılıklı birbirini etkilemeyle de grubun enerjisi artacaktır. Ortak amaç ve beklentiler dinamiğin sürdürülmesini sağlayacaktır. Bu bağlamda insan kişiliği, birçok fiziksel, ruhsal, duygusal ve toplumsal etkenden biçimlenen bir bütün olarak da tanımlanmaktadır. Grup olgusunun sağlamlaşması bireyin kişisel dürtü, güdü, duygu, inanç, amaç ve beklentilerinin, iletişim ve etkileşimle dengelenmesiyle mümkündür. İçsel dünyası gelişip, dengelenmiş, kendini anlayan ve tanıyan, başkalarının kendini nasıl değerlendirdiğini bilen, önyargılarından arınmış bireyler grup içinde iletişim ve etkileşimde kendini rahatça ortaya koyabilecek, hem anlayıp hem de anlatabilecektir.

Sağlıklı iletişimde kişinin hem kendi hem de karşısındakinin durumunu ve rolünü algılayıp değerlendirmesi gerekir. Örneğin; 35 yaşında evli, bir çocuklu, kendinden büyük ve küçük birer kardeşi olan bir iş kadını; çocuğunun annesi olmakla birlikte kendi anne babasının yanında bir çocuk, partnerine eş, küçük kardeşinin ablası, abisinin küçük kardeşi, iş yerinde yönetici, sosyal bir dernekte üye, okul aile birliğinde mesleğiyle ilgili bir danışman gibi durumunun gereği rollere uygun davranabilmelidir. Hepimiz yaşamımızda böyle birçok role sahibiz. Rol karmaşası ya da rolünü algılayamama durumunda iletişim aksayacak, kaotik bir durum gelişecektir. Durumun ve rolün gereği dışında, amacını aşan yaklaşımlar karşı tarafın savunucu, sert ve saldırgan tutum almasına yol açar.

Grup, iki ya da daha fazla kişinin birebir iletişimidir. Gruptaki yüz yüze iletişimde kaynak ve alıcılar sık sık değişir, kişiler zaman zaman alıcı, zaman zaman verici pozisyonunda olurlar. İnsanlar birbirlerini ve birlikte olmayı fark edip, ortak amaç ve davranışlarını benimsedikleri sürece iletişim ve etkileşimlerini sürdürürler. İletişimin kurulması ve başlamasında tarafların beden dilleri, jest ve mimikleri, göz iletişimi, aralarındaki mesafe, toplumsal rolleri gibi faktörler ilk uyaran olarak etkili olur. Grubu oluşturan insanların ortak yönleri ortaya çıktıkça ben-sen ve ben-başkaları yaklaşımı zamanla biz anlayışına dönecektir. Grup içinde bireylerin kişilik yapıları ve gruba katkıları hiyerarşik düzendeki yerlerini etkileyecektir. Grup, bireyin kendi davranışına, başkalarının verdiği anlamı fark edebilme yeteneği de kazandırır.

Sonuç olarak toplumsal yönümüz başkalarıyla birlikte oldukça gelişecektir. Bu aynı zamanda ruh sağlığı için de bir gerekliliktir.