terapi - terapist .COM
Antalya Terapi , Psikoterapi ve Danışma Merkezi
Psikiyatrist - Psikoterapist
Uzm.Dr. Emine Filiz ULUHAN

Yeşilbahçe Mah. Portakal Çiçeği Cad. 1460 Sok.
No:6 K:3 D:24 TURUNÇ PLAZA ANTALYA
0242 311 44 33



»Psikoterapist ile Danışan Dengesinde Güç

İnsanlar güvensizlik ve tedirginlik duygularının verdiği koruma amaçlı tepkilerle ilişkilerinde denetim kurma, güç ve üstünlük gösterilerinde bulunma eğilimindedirler. Bu tedirginliklerin temelinde ise ilk yıllarda çocuğa yeterli güven ve özsaygı kazandırılamaması yatar.

Dünyaya ve diğer insanlara karşı takınılan savunucu tutum insanları yönetme arzusu, zorlama, rüşvet verme, gözdağı verme, suçluluk uyandırma veya boyun eğme, hep alttan alma gibi farklı şekillerde kendini gösterebilir. Bu taktikler bir süre işe yarasa da, ilişkilerde sevgi ve saygıya dayalı samimi bir iletişim olmadığı sürece sonsuza kadar yürümesi mümkün değildir.

Bireylerin kullandıkları bu savunucu tavır, psikoterapide terapiste uygulanır. Psikanalizde bu tutum “yöneltme direnci” olarak isimlendirilir. Danışan, terapi ilişkisinde istenen bir etkileşim yaratma veya korkulan bir etkileşimi engelleme amacıyla doktorun otoritesine karşı (terapist burada ilk yıllarda bebeğe bakan otorite sahibi kişinin eşdeğeridir) savunucu tavır alarak tehlikeli olduğu varsayılan güce karşı kendini güvenceye almak istemektedir. İyi bir terapist bu durumu algılamalı, pohpohlanma, zorlanma, gözünü korkutma, baştan çıkarma taktiklerine gelmemelidir. Psikoterapistin görevi, danışanın diğerini denetleme arzusunun altında yatan, zayıf güç ve gurur duygusunu korumaya yönelik korku ve tedirginlikleri anlamasına yardımcı olmaktadır. Danışan bu tedirginlikleriyle yüzleştikçe ve bilinçdışı korkularını yendikçe sert ve sınırlı ilişki kurmaktan vazgeçip daha sağlıklı ve doyurucu ilişkilere dönecektir. Bu tutum derinlemesine incelenmediği sürece terapinin başarısızlığa uğraması kaçınılmazdır.

Terapi ilişkisinde güç kendini birçok şekilde gösterir. Bu bazen gerçek çoğu kez de hayalidir. Terapide ister istemez terapist lehine bir güç dengesi vardır. Danışan terapistin muayenehanesine gelmekte, ücret ödemekte, özel duygularını, korkularını, fantezilerini ortaya dökerken, terapist bunları yapmamaktadır. Bu dengesizlik, ilişkide güç sorunları için uygun ortamı hazırlar.

Bebeklik ve çocukluk döneminde anne babanın gücü çocuğa güvenlik ve güvence sağlamaktadır. Çocuk çocuk olmaya devam edecek ve her koşulda gereksinimleri karşılanacaktır. İyi güç büyümeyi destekler, bu sayede çocuk “benim, olabilirim, olacağım” rahatça ifade edebilir. Bebeğe yönelik tüm kimlik, üstünlük ve amaçsallık anne baba tarafından desteklenir. Fakat çocuk erişkinliğe doğru ilerledikçe, anne babanın iyi gücü yavaş yavaş azalacak, birey kendi yaşamını ve kaderini kendi denetlemeye başlayacaktır.

Terapi sürecinde de, çocuğun anne baba gücünden kopması gerektiği gibi hasta da terapistin gücünden uzaklaşmalı, ayakları üzerinde durabilmeli, gereğinde ona meydan okuyabilmeli, kendi benliğini bir yetişkin olarak terapistin dünyasına yerleştirebilmelidir. Başarılı bir tedavinin sonunda danışan bu güç ayrımı duygusunu dengelemiş olmalıdır. Bu dengenin sağlanmasında terapistin kendi gücüyle ve danışanın gücüyle sağlıklı bir ilişki içinde bulunması ve hastayı rahatsız eden güç sorunlarına duyarlı olması gerekir.

Bazı insanlar için iyi güç bile tehlikeli gibi algılanır. Bu gibi durumlarda hasta iyi olan diğerini kötü yapmaya gereksinim duyar. Burada danışan iyi olanın eleştirecek bir yönünü bulmaya çalışarak küçültme yolunu seçebilir. Bu, hem iyi olan diğerine duyulan gereksinimi, hem de istenen diğer kişinin gücünün etkisine girmekle duyulacak tehlike hislerini ortadan kaldıracaktır. Terapist, hangi durumda olursa olsun, hasta ne düşünürse düşünsün hastanın güç çatışmalarının dışında durabilmeli, kendi gücü konusunda rahat olmalıdır. Terapist hiçbir zaman ilişkiyi dengeleme ihtiyacı duymamalı, gerçek veya ona atfedilen gücünden rahatsızlık duymamalı ya da güçsüz imajı vermemelidir.

Sonuç olarak psikoterapi, hastanın bireysel, toplumsal ve aile ilişkilerinde doyurucu yaşam kurmasına engel olan şeyleri yaşayabileceği, onlarla yüzleşebileceği, onları değiştirip üstesinden gelebileceği hatta daha da ötesine geçebileceği özel bir laboratuar olarak özetlenebilir. Burada karşılaşılacak engeller sıklıkla güç konularıyla ilgilidir. Terapi danışana güç karşısında yenilmesine veya yenilmeyi kabul edecek davranışlar sergilemek yerine onlarla yüzleşebileceği ve direnebileceği bir fırsat sunacaktır.